Ticari İşlerde Yazılılığın Önemi

Giriş

Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uyarınca tacirlere basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülüğün, tacirlerin ticari hayatı içerisinde birtakım görünümleri mevcuttur. Bu görünümlerden birisi de ticari işlerin yazılı şekilde yapılması gerekliliğidir. Bu hususa riayet edilmediği takdirde tacirler, iddia ettikleri hususları ispat edememekte ve çeşitli hak kayıpları yaşayabilmektedir. İşbu yazımızda da ticari işlerde yazılılığın önemi detaylı şekilde ele alınmıştır.

Genel Olarak

6098 Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri uyarınca sözleşmeler, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. Hükümden hareketle sözleşmelerin geçerli olabilmesi, kural olarak bir şekil şartına tabi değildir. Ancak ispat hukuku açısından tacirlerin taraf oldukları sözleşmelerin yazılı yapılmamış olması, çeşitli uyuşmazlıkların meydana gelmesine sebep olabilmektedir.

Bu vesileyle, tacirlerin taraf oldukları sözleşmelerin kanunen bir şekil şartı öngörülmemiş olsa dahi yazılı şekilde yapılması, uyuşmazlıkların ve hak kayıplarının meydana gelmemesi noktasında önleyici bir etkiye sahip olacaktır.

Sözleşmelerin Kurulması Esnasında Yazılılık

Bilindiği üzere ticari sözleşmelerin kurulması aşamasına ilişkin olarak TTK’nin 21. maddesinin 3. fıkrası uyarınca telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılmaktadır. Bu bağlamda hükümden görüldüğü üzere yalnızca teyit mektubu yazılı şekle bağlanmıştır. Ancak ispat kolaylığı açısından teyit mektubuna itirazın da yazılı şekilde bildirilmesinde, tacirin menfaati bulunmaktadır.

Bu kapsamda gerek teyit mektubuna itirazın gerek taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı şekilde yapılması halinde, karşı tarafın itirazın yapılmadığı, taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığı veya sözleşmenin esaslı noktalarının belirtilenlerden farklı olduğu gibi pek çok itirazının aksi yazılı delille ispat edilebilecektir.

Sözleşme Esnasında Yazılılık

İspat hukuku bağlamında yazılılık, yalnızca sözleşmelerin kurulması aşamasında değil tarafların edimlerini ve yan yükümlülüklerini yerine getirmeleri esnasında da önem arz etmektedir. Örneğin taraflar arasında bir mal satış sözleşmesinin akdedilmiş olması halinde, karşı tarafın sözleşmede kararlaştırılan edimlerin, farklı bir içeriğe sahip olduğu iddiasının bertaraf edilebilmesi noktasında yazılı sözleşmenin varlığı tacire ispat kolaylığı sağlayacaktır. Ancak yazılı şeklin önemi yalnızca bu hususla sınırlı değildir.

Şöyle ki sözleşmeden doğan malı teslim etme borcunun ifası esnasında, bir teslim tutanağının düzenlenmesi gerekmektedir. Malın parça parça teslimi halinde de her parçanın tesliminde tutanak düzenlenmesinde tacirin menfaati bulunmaktadır. Parça parça veya tek seferde gerçekleştirilen teslime ilişkin düzenlenen tutanağın, edimin tam ve zamanında yerine getirildiğini içerir kayıtlar barındırması da yerinde olacaktır. Aksi takdirde sözleşmenin karşı tarafının malın teslim edilmediği veya eksik teslim edildiği gibi iddialarının aksinin ispatı hususunda, tacirlerin zorluk yaşayabilmeleri muhtemeldir.

Tacirlerin mal satış sözleşmesinde mal satın alan taraf olması halinde de yazılılık hususu aynı öneme sahiptir.  Şöyle ki 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 459 No’lu Genel Tebliği uyarınca 7.000,00 TL’yi aşan ödemelerin aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması gerekmektedir. Tebliğden görüldüğü üzere tacirlerin alıcı taraf olduğu mal satış sözleşmelerinde işbu kural doğrultusunda öngörülen tutarı aşan ödemelerin finansal kurumlar aracılığıyla yapılması gereklidir. Ne var ki ispat hukuku bağlamında tacirlerin yapmış oldukları ödemelerin belirtilen tutarın altında olsa dahi banka kanalı ile gerçekleştirmesi yerinde olacaktır.

İhbar ve İhtarlarda Yazılılık

Yazılılık yalnızca edimlerin ifası noktasında değil, tacirlerin bir sözleşme ilişkisi çerçevesinde birbirlerine yaptıkları ihtar ve ihbarlarda da önem arz etmektedir. Bu kapsamda TTK’nin 18. maddesinin 3. fıkrası, “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.”  hükmünü havidir. Hükümden görüldüğü üzere her iki tarafın da tacir olduğu sözleşmelerde taraflar diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshetmeye veya sözleşmeden dönmeye yönelik irade beyanlarını içeren ihtar ve ihbarları kanunda öngörülen şekillerde yerine getirmek zorundadır.

Faturaya İtirazda Yazılılık

Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilmektedir. Fatura alanın da bu faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Teyit mektubuna itirazda olduğu gibi faturaya itirazda da kanunen öngörülmüş bir şekil şartı mevcut değildir. Ancak itirazın yapılıp yapılmadığı noktasında uyuşmazlığın çıkmasının önlenebilmesi amacıyla tacirlerin faturaya itirazlarını yazılı şekilde yapmaları yerinde olacaktır. Kaldı ki faturaya itirazla TTK’nin 18/3 hükmünde belirtilen sonuçların amaçlandığı durumlarda faturaya itirazın noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekmektedir.

Sonuç

Netice itibariyle yazılı şekil, gerek Türk Ticaret Kanunu gerek tacirlerin bağlı bulunduğu diğer mevzuat hükümleri uyarınca ticari sözleşmelerde bir geçerlilik kuralı niteliğini haiz değildir. Ancak ispat hukuku bağlamında sözleşmelerin kurulması ve sonrasına ilişkin yazılı şekle uyulmaması halinde pek çok sorun ile karşılaşılabilmektedir. Bu vesileyle ticari sözleşmelerde yazılı şekil, her ne kadar tam olarak bir kanuni temele sahip değilse de sözleşmelerin kurulması aşamasından sona ermesi aşamasına kadar uyuşmazlıkları önleme noktasında riayet edilmesi gereken bir husustur. Bu ticari sözleşmelerin veya sözleşmelerin uygulanması esnasında düzenlenmesi gereken ihbar, ihtar veya çeşitli tutanakların hazırlanması noktasında da uyuşmazlıkların önlenebilmesi için alanında uzman avukatlardan yardım alınması yerinde olacaktır.

en_USEnglish